GencForum

HoşGeldiniz Misafir
Son Ziyaretiniz:
Toplam Mesajınız: 0


 
AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  İstatistikLer  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

İmkânsız görev

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
blando*strega






Yaş : 23 Kayıt tarihi : 31/01/09 Mesaj Sayısı : 52 Nerden :
Kişisel İLeti :
bi(rain)im
Aktiflik Puanı:152
MesajKonu: İmkânsız görev C.tesi Ocak 31, 2009 3:44 am

adı: İmkânsız görev
türü: mecera gerilim
bölüm sayısı: 2
oyuncular: jessica, troy, brown, karlos, maria, joe, tatyanna, tomy (unuttuğum varsa özür dilerim)
okuması uzun sürcek ama...


İmkânsız görev

Brown adında bir hırsız yıllar önce yakalanmış ve hapishaneye atılmıştı. Hapishane son derece teknolojik makinelerle son derece iyi korunuyordu. Buradan kaçmak imkânsızdı.
Ama bundan 1 yıl önce o hapishaneden Karlos diye ünlü bir seri katil kaçmayı başarabildi.
Brown Karlosun yaptığı bu işi denedi ama başaramayınca ve tekrar yakalanınca idam edildi. Bunun üzerine Brown’un kardeşi Jessica abisinin arkasından gitmeye karar verdi. Abisinin yaptığı hırsızlıkları inceledi hepsinin de geri alma olduğunu fark edince uluslar arası bir gizli ajan merkezinde ajanlık eğitimleri görmeye başladı. Burada adeta askeri disiplin uygulanıyordu öğrenciler şimdiki proje ödevleri yerine çeşitli veri alma, geri alma işleri yapıyorlardı. Jessica o kadar ilerlemişti ki ona bir zamanlar abisinin görev başında yakalanıp hapishaneye atıldığı uluslar arası bir bankada görev verildi. Bankaya muhasebeci olarak girip en üst düzeye yükselene kadar orada çalışması söylendi. Asıl görevi kasanın şifresini, anahtarını ele geçirmekti. Kasanın içinde italya’dan çalınarak buraya getirilen ve değişiklikler yapılan bir tür sanat eseri vardı. İtalya başbakanı özel olarak yürütülmesini istemişti. Jessica bu görevi kabul etmek istemedi aslında ama zorlandı. Bununda bir not olarak değerlendirilmesi ve bu görevi tamamlarsa iyi bir gizli ajan olup çok gizli bir ajan merkezine atanacaktı. Jessica’nın ağabeyside aynı sanat eserini almaya çalışmıştı bunun için 4 yılını harcamış arada da başka geri alım görevleri yapmıştı. O çok başarılıydı okulda birinciydi.
Hocaları Jessica’nın da öyle olacağını düşünüyorlardı.
Jessica abisinin yaptığı hataları tekrarlamak istemiyordu. Abisinin ona yardım edeceğini biliyordu hep içinde olduğunu. O hafta uyumadı bankaya girebilmek için çalıştı sınavlara girdi ve başardı. Artık o uluslar arası bankanın muhasebecisiydi. Patronu Maria çok acımasız, kibirli bir kadındı. Kendinden başkasına ne olacağını umursamaz asla başkası için üzülmezdi bu kişi ailesinden biri olsa dahi. Jessica ilk patronuyla tanıştı ve açıkçası ilk günden ondan soğudu. Elemanlar arasında finans memuru da Maria’ya benzer bir kadındı. Saçını hep topuz yapar tek bir tel dahi bozuk olmamalıdır ona göre. Sürekli takım elbise giyer ve çok erkeksidir. İşi hayatından bile önde gelir. Bir o kadar daha soğuk, kibirli insan daha var tabi ama Jessica’nın dikkatini çeken Joe dir. Gayet sıcak görünüyordur. Kadınlar bile ondan ciddi giyiniyorlar ondan daha erkeksi davranıyorlardır. Ve Joe bundan rahatsız oluyordur. Bu kadar soğuk kişinin arasında bile bir kişinin böylesine sıcakkanlı olduğunu bilmek güzel doğrusu. Joe Jessica ilk geldiğinde onunla tanışmak istemiş, ona iltifatlar etmiş ve bankanın kurallarını anlatmıştır. Çok katı kuralları olduğunu şüphesiz söyleyebilirim. Jessica’nın buraya alışması hayli zaman aldı. Ama 1 yıl sonra herkesin saygı gösterdiği, saydığı biri haline geldi. Sıcaklığından hiçbir şey kayıp etmemesi en çok Joe’yi sevindirdi. 1 sene içindeki olaylar o kadar hızlı gelişmişti ki Jessica Joe’yle beraber olmaya bile başlamıştı. Artık o kibirli soğuk dediği insanlar bile ona çok saygını davranıyordu hatta Maria bile. Kısa zaman içinde Jessica
Maria’yla iyi dost oldu tabi Maria’ya göre. Jessica sadece görevine odaklanmıştı aslında. Artık bankaya girdiği tam 3. senesi olmuştu ki Maria onu yanına çağırdı. Sonra odadan bir sevinç çığlığı koptu. İlk başta sevinç çığlığı olduğu pek anlaşılmıyordu ya neyse. Maria Jessica’ya artık çok güvendiğini kasanın güvenliğini sağlama işini ona devrettiğini buna bağlı olarak da maaşının üçe dörde katlanacağını söylemişti. Maaş umurunda bile değildi ama kasa güvenliğini bir bir öğrenecek ve görevi tamamlayabileceği için sevincinden çığlık atmıştı. Abisin bu işi ancak 4 yılda kasa şifresini öğrenmiş fakat başaramamıştı şimdi o 3 yılda başarabilecekti. Ocağın sonlarıydı ki Jessica artık kasayı ne koruyor nasıl devre dışı bırakıyor adı kadar iyi biliyordu en azından öyle sanıyordu. Artık her şey hazırdı. Geri alım resmen sona erecekti o gece. Çıkış saatinde olucaktı geri alım ve sonra Jessica 1 ay çalışıp isfita edecekti. Böylece kimse Jessica’dan şüphelenmeyecekti.
Eninde sonunda o saat gelmişti. Maria dair herkes binayı terk ediyordu. Jessica etrafı kontrol edip dışarıdan bankasın bütün kapılarını kilitleyerek olaya bir hırsızlık süsü vermeyi düşünüyordu. Kameralar kurbanları yakalayacaktı. Ama Jessica’nın gözünden kaçan bir şey vardı. Joe hala içerdeydi. Tabi Jessica bunu fark etmedi. İşin gerçeği Joe’de bir ajandı aynı ajan merkezinin bir ajanıydı. Belki aklınıza geliyordur. Ajan merkezi Jessica’ya bir oyun oynuyor. Joe Jessica’yı bile bile polislerin eline verecektir. Ya da orada kendisi öldürecektir.
Jessica’ya göre her şey kusursuz gidiyordu. Ağabeysinin böyle kusursuz bir planda nasıl yakalandığını düşünmeden de edemedi. Belki biraz daha düşünse bunun o zamanda şimdide sadece bir tuzak olduğunu anlayacaktı. Ama zaman daralınca geri alımı bir an önce gerçekleştirmek istediği için aklını bu işe verdi. Kasayı açtı içeri girdi ama kasa bomboştu içirde hiçbirşey yoktu. O anda bankaya Maria girdi ve Jessica’nın ‘’olamaz burada ne olmuş nasıl nasıl’’ diye bağıran seslerini duyunca kasanın bulunduğu odaya koşmuş içeriyi bomboş görünce şaşkınlığını gizleyememiş tabi. Jessica’da şaşkınmış sanki bütün o hırsızlık süsü vermek için yaptığı şeyler gerçek hırsızlığı süslemiş meğer. Joe’de elinde silahla kasadan içeri bakmış Maria’yı görünce siyahı saklamış ve içeri girmiş ama girince oda şaşkın yüzlere eklenmiş. Hem geri alma hem de Jessica’yı öldürme planı suya düşmüş olduğundan olsa yüzünü çok derin bir üzüntü çökmüş yüzüne. Jessica ve Maria Joe’yi siyah ajanımsı bir kıyafetle görünce suçu ona atmışlar. Her şey Joe’yi gösteriyormuş bütün izler ve görüntüler.
Maria buna çok kolay inanmış ve polisleri çağırmışlar ama ya Jessica buna tabi ki inanmamış. Maria’ya karşı çıkmış ve yalvarmış. Joe orda resmen ve gerçekten Jessica’ya âşık olmuş. Ajan merkezinden ayrılmış. Ve her şeyi anlatmış. Ama eğer Maria gelmeseydi ya da gerçek bir hırsızlık olmasaymış Joe Jessica’yı öldürmüştü. Jessica’ da bunun farkındadır. Bu nedenle Joe’yü asla affetmeyeceğini ve onu aramamasını söyledi. Bunun üstüne Joe ne derse desin Jessica arkasını döndü ve arkasına bakmadan gitti. Büyük ihtimalle Joe Jessica’yı göremeyecekti. Bu yüzden ajan merkezine geri dönmek için sınavlara girdi. Jessica ise görevi tamamlayamadığı için ajan merkezinden atıldı. Jessica abisinin niye yakalandığını da anlamış oldu. Zaten böyle bir durumda orda daha fazla duramazdı. Artık ne yapacağından emin değildi. O kadar emek boşa mı gidecekti yoksa küçük çaplı ajan merkezleriyle mi uğraşacaktı.
Bir süre ajan eğitimlerine ara verdi ama alışamadı. Küçük de olsa bir ajan merkezinde olmanın onu iyi hissettireceğini düşünüyordu ve bu yüzden BAYK(G)AJANS diye bir ajan merkezinin sınavlarına girdi ve kazandı. 1 yıl boyunca okudu ve hiç görev almadı 1 yılsonunda ona küçük bir geri alım işi verildi. Bir ailenin evinde bulundurdukları bir kutuyu ve içindekileri alacaktı. Tabi bu son derece kolaydı. Ve Jessica bu görevi yaptı da. Aile kutunun gittiğini öğrendiğinde çok geçti ve polisler herhangi bir kanıt bulunamadı. Bunun hırsızlık olduğu dahi bilinemedi. Bu görevden sonra yine 1 ay görev almadı. Hocaları onun abisinin büyük bir gizli ajan olduğunu biliyorlardı. Ama yinede hazır olduğunu düşünmüyorlardı. Ona ufak tefek geri alma görevleri dışında pek görev almadı ta ki bu küçük ajan merkezi kendini büyütebilecek bir şansı yakalayana dek. Daha önce hiçbir hırsızlık yapılmamış daha doğrusu cüret bile edilmemiş büyük bir müzeden geri alım. Ajan merkezi için bu şans kaçınılmazdı tabi ama bu görev hiç hafife alınamıyordu. Kimse oraya ufacık bir toz bile çalmaya giremezken AYIN IŞIĞI adlı kolyeyi nasıl ve kim alabilirdi ki. Merkezde bunu en iyi yapabilecek tek kişi Jessica’ydı en başarılısı oydu. Öğrencilere bunu açıklasalar hiç kimse gönüllü olmazdı. Ama yinede bu işi tek bir kişi yapamayacağından bu görev öğrencilere sunuldu. Ama tahmin edildiği gibi herkez delirdiklerini düşündü. Jessica öne çıktı ve onun yapabileceğini söyledi. Arkadan bir kız koşarak öne geldi ve oda katılmak istediğini söyledi. Ve iki kişi daha gönüllü oldu. Beklenmeyen bir gönüllü sayısıydı bu. Jessica, Tatyanna, Tomy ve Troy bu geri alımda görevlendirildiler. 1 ay hazırlık için süre verildi. Grup çok çalış 1 ay boyunca doğru dürüst uyumadılar bile son gün hariç. Son gün dinlenmeleri için bütün gün uyudular… Bir sonraki günün ne kadar yorucu olacağını baştan beri biliyorlardı. Zaman yavaş yavaş yaklaşıyor ve çalışmalar artık zaman bittiğinde yeterli olması lazımdı. En sonunda zaman bitti tükendi ve geri alım büyük gün geldi. Herkese göre imkânsız bir görevdi bu merkezin hocaları bu 4 öğrencinin geri döneceğinden emin değillerdi hatta geri dönmeyeceklerinden eminlerdi. Ama bir işin sonucunu baştan bilemezler tabi. Geri alım görevine 1 saat vardı grup merkeze son bir defa uğrayıp hazırlanacaklardı. Herkes en mükemmelini yapmak zorunda olduğunu bildiği için çok dikkatliydi. Tek bir aletin olmaması demek görevin yatması, grup üyelerinin tutuklanması ve hayat boyu hapis yatmaları demekti. Sizde kabul edersiniz ki bu grubun cesurluğu hiçbir kişide, hocada yoktu. Ve her şey hazır artık tek yapmaları gereken beklemek, en zoru da bu o heyecan içinde beklemek, sabırlı olmak imkânsızdır. Ama onlar sakindi. Uzaktan Troy gözüktü. Arabayı almıştı. Daha fazla oyalanmamalılardı hemen arabaya bindiler. Yol o gün hiç olmadığı kadar açıktı. Hiçbir yerde polis gözükmüyordu. Yoksa şans onlardan mı yana?
Müzeye yaklaşmışlardı ki müzenin önünde alışılmadık bir kalabalık vardı. O yollarda görmedikleri bütün polisler sanki oraya toplanmışlardı. Halkın hepsi ordaydı kimse ne olduğunu niye böyle kalabalık olduğunu bilmiyordu. Polislerse kimseye tek bir kelime söylemiyorlar soran olursa evinize gidin diyorlardı. Jessica peniye kapılan arkadaşlarına aldırmadan aşağı indi ve bir polisin yanına sokuldu. Orda annem var babam var ne olur ne olmuş söyleyin diye yalvarmaya başladı resmen. Polisler rol yapan Jessica’ya gerçekten acımışlardı ki ne olup bittiğini anlatıvermişlerdi. Sabah soygun için bir takım hırsız içeri girmiş ve görevlilere ateş etmişlerdi. Kimse kurtulamamış. Her yeri polis tutuyor o yüzden. Jessica duyduğu her şeyi arkadaşlarına anlattı. Anlatırken herkesin bir ümitsizliğe düştüğünün de farkındaydı. Ama Jessica umutluydu. Aslında imkânsız olan görevlerinin daha da imkânsız olduğunun farkındaydı ama umut olmadan da başaramayacağının da farkındaydı. Ön kapıdan giremeyecekleri kesin arkadansa kapılar mühürlenmişti. Ama bir giriş var çatı. Tamamı camdandı oraya girmek çok gürültü çıkarırdı. Ama kusursuz bir planı vardı Tomy’nin. Teknolojinin alasından yararlanarak sadece geçebilecekleri bir delik açacaktı. Cam kırılmayacaktı öyle de oldu. İçeri girdiler kolye eksi üçüncü kattaydı. Oraya inmek için merdiven ya da asansörleri kullanamazlardı çünkü her yerde polis vardı. Asansör deliğinden inek iyi olabilirdi ama onlar bunu düşünmediler. Yangın merdiveninden inmeye kadar verdiler. Bu onlar için tehlikeliydi. Hem her basamağa bastıklarında ses çıkacaktı hem de görüşe açık bir noktaydı yangın merdivenleri. Bu görev yeterince zorken birde onlar hata yapıyorlardı. Eğer böyle devam ederlerse çok geçmeden yakalanırlar. Yangın merdivenine vardılar. Jessica aşağıda bir polisin olacağının ve oraya indiklerinde yakalanabileceklerini söyleyerek başka bir yol aradı. Havalandırma deliğinden de gidebilirlerdi. Ama aksilik bu ki Troy havalandırma deliğine sığamadı. Bir kişiyi arkada bırakamazlardı. En sonunda başta gitmeleri gereken asansör deliğini fark ettiler. Asansör devre dışıydı zaten. Bu yüzden işleri daha kolay olacaktı. Bir kat indiklerinde asansör hareket etmeye başladı ama onlar hala ordalar. Yukarı doğru tırmanacak yerde kalmayacak bir süre sonra. Aşağı deseniz inemezler asansörden dolayı. Adeta kapana sıkışmışlardı. Öylece duruyorlardı sanki komaya girmişlerdi neredeyse nefes bile almıyorlardı. Herkesin ağzından özür dilerim cümlesinden başka bir şey çıkmıyordu. Kimi ailesinden özür diliyor, kimi kendinden ve arkadaşlarından, kimi ölünce üzülecek kişilerden Jessica ise onun kadar iyi bir görev yapamadan öleceğini düşünüp abisinden özür diliyordu. Onlar böyle ümitsizce konuşurken onları izleyen biri olduğunun farkında değiller tabi. Hatta baştan beri Jessica’yı izleyen birinin olduğunun farkında değiller. O benim Karlos. Kaçmadan önce Brown’a Jessica’yı koruyacağına söz verdim. Beni hala fark edemiyorlardı. Benim istediğim bu değildi onlara yardım etmekti. Ve en sonunda beni gördüler. Kormuşlardı en azından ben öyle anlamıştım. Jessica bana yaklaştı ve cebine davrandı ama benim kadar hızlı değildi. Arkadaşları işlerinin bittiğini sanıyorlardı sanki. Jessica ‘’ne istiyorsun bizi elemi vereceksin. Ama sende buraya normal şekilde girmedin dimi. Bizi ele veremezsin o yüzden. Kendi başını yakmak istemezsin dimi söylesene.’’ Buraya normal yollarla girmediğim çok doğru ama onları ele vermek gibi bir amacım yoktu ama onlara bunu anlatacak zamanda yoktu. Bir çıkış bulup ordan ayrıldık. Aşağı inmeliydik ama asansörden başka çaremiz yoktu. Alt katta asansörden çıkmamız için bizi bekleyeceklerinden hiç şüpem yoktu ama bunu yapmak zorundaydık. Asansöre bindik ve jessica bana tekrar atıldı.’’Ne yaptığını sanıyorsun yakalanacaz aşağıda bizi bekliyorlar ve biz onların ellerine düşüyoruz’’ ben hala sakindim asansör zemin kata ulaşmak üzereydi ve ulaştı kapı açıldı…

Devamı sonra gelicek
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
_éßRu_

~Admin~
~Admin~
avatar


Yaş : 26 Kayıt tarihi : 30/11/08 Mesaj Sayısı : 696 Nerden :
Kişisel İLeti :
SéRSéRiM
Aktiflik Puanı:1696
MesajKonu: Geri: İmkânsız görev Paz Şub. 01, 2009 3:18 am

vavvvvvvvvvvvvvv güzelmiş dewamını bekleriss canım Very Happy
_________________



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
blando*strega






Yaş : 23 Kayıt tarihi : 31/01/09 Mesaj Sayısı : 52 Nerden :
Kişisel İLeti :
bi(rain)im
Aktiflik Puanı:152
MesajKonu: Geri: İmkânsız görev Paz Şub. 01, 2009 5:58 am

okudun mu hepsini
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
öcCcü-böcCcü

Mod
Mod
avatar


Yaş : 25 Kayıt tarihi : 04/12/08 Mesaj Sayısı : 430 Nerden :
Kişisel İLeti :
ஐ◄███▓▒░░ σ∂αмıη нαуαℓєтιѕιη ѕєѕѕιzℓιğιηє αşığıм ░░▒▓███►ஐ
Aktiflik Puanı:1430
MesajKonu: Geri: İmkânsız görev Ptsi Şub. 02, 2009 5:28 am

Hepsini okudum.Çok güzel.Süper aksiyonlu bir senaryo.Ama birşey dikkatimi çekti.Karakterler neden yabancı??
_________________